|

ASTIM
Nöbetler halinde gelen nefes darlığı, hışıltılı solunum,
göğüste baskı hissi ve sıklıkla bunlara eşlik eden öksürük
astımın klinik özellikleridir. Astımın başlıca fizyolojik
özelliği hava akımı kısıtlanması ile karakterize hava yolu
daralmasıdır. En belirgin patolojik bulgu ise bazı olgularda
kalıcı yapısal değişikliklerin de eşlik ettiği kronik
havayolu inflamasyonudur.
Prevalans
Astımın dünyada yaklaşık 300 milyon, ülkemizde ise 4 milyon
kişiyi etkilediği düşünülmektedir. Prevalansı Avrupa
ülkelerinde %5-10, ülkemizde çocukluk döneminde %5-10,
yetişkin döenmde %2-6 olarak bildirilmiştir. Astımdan dolayı
dünyada yılda yaklaşık 250.000 kişinin öldüğü tahmin
edilmektedir.
Patogenez
Astım hava yolu inflamasyonu, bronş hiperreaktivitesi
ve
diffuz
reversible
hava yolu obstrüksiyonu ile karakterize kronik bir
hastalıktır. Astımda hava akım kısıtlaması hava yollarında
oluşan değişikliklere bağlı olarak ortaya çıkar.
Bronkokonstriksiyon, bronş mukoza ödemi, mukus sekresyonu,
bronş hiperreaktivitesi ve kalıcı yapısal değişiklikler (remodelling)
hava yollarında daralmaya ve hava akım kısıtlamasına neden
olurlar. Duyarlı olan allerjenler, ya da irritanlarla
karşılaşma bronş düz kasının hızla kasılmasına ve hava
yollarının daralmasına neden olur. înflamasyon ilerleyip
hastalık
persistan
özellik kazanınca mukoza ödemi, müküs sekresyonu, mukus
tıkaçları da havayolu obstrüksiyonunda önemli rol oynarlar.
Astımda hava akım kısıtlamasının diğer bir nedeni de kalıcı
yapısal değişikliklerdir. Bronş mukoza biyopsi
incelemelerinde eozinofil, bazofil, mast hücresi ve Th2
lenfositlerden zengin inflamasyon ve kalıcı yapısal
değişiklikler izlenir. Hemen tüm astımlılarda hastalığın
süresine ve inflamasyonun derecesine bağlı olmaksızın
subepitelyal bağ dokusu artışı vardır ve bu astım için
tipiktir. Bununla birlikte epitel
desquamasyonu,
bronş düz kas hipertrofisi ve hiperplazisi ve
revaskülarizasyon gibi yapısal değişiklikler de görülür.
Kronik inflamasyon, akut inflamatuarataklar ve
remodelling
hava yollarının duyarlılığının artmasına neden olur. Aşırı
duyarlı hale gelen hava yolları çok değişik uyarılarla
kolayca daralır ve semptomlar ortaya çıkar.
Risk faktörleri
Risk faktörleri; kişiyi astıma yatkın kılan kişisel
faktörler ve genetik olarak astıma yatkın olanlarda astım
gelişimine yol açabilen çevresel faktörler olmak üzere 2
grupta toplanmaktadır. Astım gelişmesine yol açan faktörler
yanı sıra astım semptomlarını tetikleyen faktörler de
bulunmaktadır.
KİŞİSEL ETKENLER
Genetik:
-
Atopi
-
Bronş hiperreaktivitesi
Cinsiyet
Obezite
ÇEVRESEL ETKENLER
Allerjenler
-
İç ortam: Ev içi akarları, ev hayvanları (kedi, köpek),
hamamböceği ve küf mantarları
-
Dış ortam: Polenler ve küf mantarları
İnfeksiyonlar:
Özellikle viral etkenler
Mesleki
duyarlılaştırıcılar
Sigara:
Hem aktif hem de pasif içiciler
Hava kirliliği:
İç ve dış ortam hava kirliliği
Diyet
Tetikleyiciler
Tetikleyici olarak adlandırılan bazı çevresel faktörlerle
karşılaşma astım semptomları ortaya çıkarmaktadır.
Allerjenler, viral enfeksiyonlar, hava kirliliği, ilaçlar
tetikleyici faktörler arasında sayılmaktadır. Sigara dumanı,
mesleksel ajanlarla ve ilaçlar, gıda katkı maddeleri ile
temasın engellenmesi astım kontrolünü kolaylaştırmakta ve
ilaç gereksinimini azaltmaktadır. Allerj enler, viral
enfeksiyonlar ve hava kirliliğine maruziyetin ise astımlı
hastalarda olabildiğince azaltılması önerilmektedir. Genel
olarak allerjenlerle tetiklenen semptomları olan allerjik
astımlı hastalarda allerj enlerden korunma tedavideki ilk
basamak önerilerdendir. Astımlılarda ev içi allerjenlerle
maruziyetin atak oluşmasında önemli yeri olduğu
bilinmektedir.
Astımda Başlıca Yakınmalar:
-
Nefes darlığı
-
Hırıltılı solunum: aksi kanıtlanıncaya kadar her hırıltılı
solunum astım olarak değerlendirilmelidir
-
Göğüste sıkışma ve baskı hissi
-
Öksürük: genellikle kuru özelliktedir. Bazen hasta koyu
kıvamlı, tıkaç gibi az miktarda balgam çıkarabilir. Soğuk
algınlığı nedeniyle ortaya çıkan öksürük 3 haftadan uzun
sürerse ve hasta soğuk algınlığının göğsüne indiğini
söylerse astımdan şüphelenilmelidir. Astım bazen sadece
öksürük ile kendini gösterebilir (öksürük varyant astım).
Yakınmaların ataklar halinde gelmesi, arada normal
dönemlerin olması, tetikleyici faktörlere maruz kalmakla
semptomların ortaya çıkması, gece veya sabaha karşı
yakınmaların daha belirgin olması, kendiliğinden veya
ilaçlarla düzelme olması astımın belirgin özellikleridir.
Ayrıca sıklıkla astıma eşlik eden rinit, sinüzit, polip,
analjezik intoleransı, atopi gibi durumların varlığı da
tanıya yardımcı olmaktadır.
Astımlı olgularda solunum sisteminin fizik muayenesi normal
olabilir. Semptomatik olgularda ekspiryum uzaması ve
ronküsler saptanabilmektedir. Ancak normal dinleme bulguları
saptanmasına karşın ciddi havayolu obstrüksiyonu olan
olgulara rastlanabileceği de hatırda tutulmalıdır.
KOAH
Kronik obstrüktif akciğer hastalığı (KOAH); tam olarak geri
dönüşümlü olmayan, ilerleyici hava akımı kısıtlanması ile
karakterize bir hastalıktır. Bu hastalık, zararlı gaz ve
partiküllere özellikle sigara dumanına karşı oluşan
enflamatuvar bir süreç sonucu gelişir. Enflamasyon yalnızca
akciğerlerle sınırlı olmayıp, sistemik özellik de gösterir.
Önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olup, şiddeti
ve sıklığı artan alevlenmelerle seyreder. Eşlik eden
hastalıklar (komorbiditeler), hastalığın doğal gidişini
etkiler. Tüberküloz, bronşektazi gibi hastalıklarda görülen
hava yolu obstrüksiyonu KOAH olarak değerlendirilmemelidir.
Enflamasyon ve Hava Akımı Kısıtlanması:
KOAH'da kronik hava yolu obstrüksiyonu, küçük hava
yollarında daralma ve parankimal yıkıma bağlı olarak
gelişir. Kronik enflamasyon küçük hava yollarındaki yapısal
değişikliklere neden olur. Bu enflamatuvar süreç ve
parankimal yıkım, alveollerin küçük hava yollarına
bağlandığı tutamaklarda kayba ve akciğerlerin elastik geri
dönüş basıncında azalmaya yol açar ve hava yollarının
ekspirasyon sırasında açık kalmasını engeller. Günümüzde;
KOAH olguları, 'amfızem' ya da 'kronik bronşit' olarak
sınıflandırılmamalıdır. Çünkü amfızem ve kronik bronşit
terimleri, KOAH'ı tam olarak tanımlamamaktadır.
Komorbiditeler:
KOAH sıklıkla uzun süre sigara içen orta ve ileri yaş
grubunda ortaya çıkan, birçok hastalığın eşlik ettiği
sistemik etkileri olan bir hastalıktır. Komorbidite, KOAH'la
doğrudan ilişkili olsun veya olmasın, birlikte bulunan bir
veya daha fazla hastalığı tanımlar. Başlıca komorbid
durumlar; iskelet kas güçsüzlüğü, beslenme bozukluğu ve
malnütrisyon, kaşeksi, kardiyovasküler sistem hastalıkları (ateroskleroz,
iskemik kalp hastalığı, kalp yetersizliği, pulmoner
arteriyel hipertansiyon) endokrinolojik anormallikler (diabetes
mellitus, osteoporoz) normositik anemi, depresyon ve akciğer
kanseridir. Komorbid hastalıklar, KOAH'ın şiddetini ve
prognozunu olumsuz yönde etkiler. Komorbiditelerin hastaneye
yatış sıklığını, sağlık harcamalarını ve mortaliteyi
artırdığı bilinmektedir
RİSK FAKTÖRLERİ
•
KOAH için bilinen en önemli risk faktörü tütün kullanımıdır.
•
Herediter alfa-1 antitripsin eksikliği bilinen en önemli
genetik risk faktörüdür.
•
Ev içi hava kirliliği (özellikle biomas kaynaklı) az
gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde özellikle kadınlarda
KOAH için önemli bir risk faktörüdür.
•
Çeşitli gaz ve tozlara çevresel veya mesleki maruziyet de
KOAH gelişimi için önemli risk faktörlerindendir.
Genetik Faktörler: KOAH
gelişimine yol açtığı en iyi bilinen genetik faktör alfa-1
antitripsin eksikliğidir. Belirgin risk faktörü olmayan ve
40 yaş altında ortaya çıkan amfızem ağırlıklı KOAH'lılarda,
mutlaka alfa-1 antitiripsin eksikliği düşünülmelidir. Alfa-1
antitripsin dışında tanımlanan diğer genetik bozukluklar tek
başına KOAH'a yol açamazlar ve bu kişilerde KOAH
gelişebilmesi için ek olarak başta sigara dumanı olmak üzere
çevresel ve mesleki maruziyet gibi risk faktörlerinin de
olması gerekir.
Sigara:
Sigara bilinen en önemli KOAH nedenidir. Genel anlamda
sigara içenlerde KOAH gelişme riski %20 civarında olup,
yaşla birlikte bu oranda belirgin artış görülür. Sigara içen
ve sigara dumanının zararlı etkilerine karşı duyarlı olan
kişilerde ise bu düşüş daha hızlı olacağından, ilerleyen
yaşla birlikte klinik olarak belirgin KOAH gelişmesi
kaçınılmaz olacaktır. KOAH'lı hastaların birçoğunda eşlik
eden başka risk faktörleri de olmakla birlikte, olguların
%70-80'inden ön planda sigaranın sorumlu olduğu
düşünülmektedir. KOAH gelişiminde; sigaraya başlama yaşı,
sigara içme süresi ve günlük içilen sigara sayısı gibi
faktörler önemlidir. Değişik sigara çeşitleri (nikotini
düşük olan sigaralar, ince sigaralar vb.) ve tütün kullanma
şeklinin (nargile, pipo vb.) hiçbirisinin KOAH gelişme
riskini azaltmadığı bilinmektedir. Son yıllarda yapılan
çalışmalarda kadın cinsiyetin sigara dumanına erkeklerden
daha duyarlı olduğu bildirilmiştir. KOAH gelişiminin
önlenmesindeki en önemli hedef, sigara içme oranlarının
düşürülmesidir. Ülkemizde tütün kontrol yasasından sonra
tütün kullanımında azalmanın görülmesi memnuniyet vericidir.
Pasif olarak sigara dumanına maruziyetin de KOAH gelişme
riskini, hiç sigara dumanına maruz kalmamış kişilere oranla
belirgin olarak arttırdığı bilinmektedir. Haftada 40 saatten
fazla ve 5 yıldan uzun süreli sigara
dumanı maruziyetinin KOAH gelişmesi riskini %50 oranında
arttırdığı saptanmış olduğundan, bireyler aktif olarak
sigara içmeseler dahi yoğun sigara dumanı maruziyetinden
kaçınmaları önemlidir. Ülkemizde çok net rakamlar olmamakla
birlikte Sağlık Bakanlığınca 2003 yılında 13-15 yaş grubunda
yapılan 'Küresel Gençlik Tütün Araştırması'na göre bu yaş
grubunun %89'u evde, %90'ı halka açık alanlarda pasif sigara
dumanına maruz kalmaktadır.
Çevresel ve Mesleki Maruziyet:
Her türlü iş ortamında (fabrikalar, açık veya kapalı üretim
tesisleri, çiftlikler gibi) akciğerlere zarar verebilecek
çeşitli gaz ve tozlara inhalasyon yolu ile uzun süre maruz
kalınması sonucu KOAH gelişebilir. İlk bakışta daha çok
gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerin sorunu gibi
görünmekle birlikte, NHANES III çalışmasının sonuçları
ABD'deki KOAH vakalarının %19.2'sinin iş ortamı kaynaklı
olduğunu göstermiştir. Aynı çalışmanın verilerine göre
mesleki maruziyet yaşam boyu hiç sigara içmemiş olanlarda
görülen KOAH olgularının %31.1 'inden sorumlu bulunmuştur.
İç ve Dış Ortam Hava Kirliliği:
İç ortam havasının kirli olması diğer önemli bir KOAH nedeni
olup iş ortamı maruziyetinin aksine özellikle gelişmekte
olan ve az gelişmiş ülkelerin sorunudur. İç ortam hava
kirliliğinin en önemli nedeni olan biomas maruziyetinin
tanımı
"ısınma veya yemek pişirmek maksadı ile her türlü organik
artığın iyi şekilde izole edilmeden yakılması ve o sırada
ortaya çıkan zararlı gaz ve partiküllere soluma yolu ile
maruz kalınması"
olarak yapılmaktadır. Biomas yakıtları içine genel anlamda
odun, kömür, çalı, çırpı, zift dahil her türlü petrol ürünü
ve tezek gibi ürünler girmekle birlikte, bölgelere ve
ülkelere göre biomas yakıt türleri çeşitlilik gösterebilir.
Dünya genelinde yaklaşık 3 milyar insanın ısınma ve yemek
pişirme amacı ile değişen oranlarda biomas ürünlerini
kullandığı tahmin edilmektedir. Biomas maruziyetinin
özellikle gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde, sigara
içmeyen kadınlarda ortaya çıkan KOAH'dan büyük oranda
sorumlu olduğu çalışmalarla gösterilmiştir. Ülkemizin bazı
kırsal kesimlerinde özellikle kadınlar arasında yoğun biomas
maruziyetinin halen devam ettiğini gösteren yeni çalışmalar
mevcuttur. Gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerdeki toplam
KOAH olgularının yaklaşık %20'sinden biomas maruziyetinin
sorumlu olduğu gösterilmiş olup, ülkemizde yapılan
çalışmaların verileri de benzer niteliktedir.
Dış ortam hava kirliliği potansiyel KOAH nedenlerinden
birisi olarak birçok çalışmaya konu edilmekle birlikte, tek
başına KOAH'a neden olduğu yönünde yeterli veri elde
edilememiştir. Bununla birlikte dış ortam hava kirliliğinin
KOAH dahil solunum ve kalp hastalıklarını alevlendirdiği ve
kötü seyretmesine yol açtığı bilinmektedir. Yoğun hava
kirliliği özellikle
çocuklarda akciğer gelişimini olumsuz yönde etkiler. Ayrıca
solunum yolu enfeksiyonlarını arttırarak ilerleyen yaşlarda
KOAH gelişim riskini arttırır.
Akciğer Gelişimine Etkili Faktörler:
Akciğerlerin gelişimi anne karnında başladığından, akciğer
gelişimi üzerinde etkili olabilecek her türlü faktörün anne
karnından itibaren çocukluk çağlarına kadar irdelenmesi
gerekir. Sigara içen annelerde düşük doğum ağırlığı ve erken
doğum daha sık görülmektedir. Düşük doğum ağırlığı,
akciğerlerin gelişimini de olumsuz etkiler. Sigara içimine
bağlı olsun veya olmasın bu şekilde doğan çocuklar daha sık
ve ağır bakteriyel ve viral solunum yolu enfeksiyonu
geçireceklerinden, erişkin yaşlar için beklenen akciğer
fonksiyonlarına ulaşmaları zorlaşacaktır. Düşük solunum
fonksiyonlarına sahip bireylerde KOAH gelişimi riskinin
arttığı gösterilmiştir. Aynı şekilde erken doğum ve düşük
doğum ağırlığından bağımsız olarak, çocukluk çağlarında ağır
ve sık solunum yolu enfeksiyonu (bakteriyel veya viral)
geçirilmesi de benzer mekanizmalarla akciğer fonksiyonlarını
etkileyerek KOAH gelişimine zemin hazırlamaktadır. Ayrıca
geçmişinde akciğer tüberkülozu öyküsü olan bireylerde
KOAH'ın 2-4 kat daha sık ortaya çıktığı yönünde bulgular
mevcuttur. Kötü beslenme ve düşük sosyoekonomik sınıftan
gelme ile KOAH gelişimi arasında bir ilişki saptanmış
olmasına rağmen, bu ilişkinin gerçek bir ilişki mi yoksa bu
şartlar altında yaşayan kişilerin esasen bilinen birçok risk
faktörüne yaşam şartları gereği daha fazla maruz
kalmalarından dolayı mı olduğu konusu tam olarak netlik
kazanmamıştır.
PATOGENEZ VE PATOLOJİ
•
KOAH sigara dumanı, toksik gaz ve partiküllere maruziyet
sonucu akciğerde enflamasyon, doku hasarı, tamir ve savunma
mekanizmalarındaki hasarlanma ile oluşur.
•
KOAH'daki enflamasyon normal sigara içicilerinde görülen
enflamasyona benzer olup daha abartılı biçimde seyreder.
•
KOAH'daki patolojik değişiklikler büyük hava yolları, küçük
hava yolları, akciğer parankimi ve pulmoner damarlarda
gelişir.
•
Enflamasyondaki başlıca hücreler; makrofajlar, nötrofıller
ve CDg+ T lenfositlerdir.
çocuklarda akciğer gelişimini olumsuz yönde etkiler. Ayrıca
solunum yolu enfeksiyonlarını arttırarak ilerleyen yaşlarda
KOAH gelişim riskini arttırır.
MORTALİTE, PREVALANS VE MORBİDİTE VERİLERİ:
•
KOAH geçmişteki tanımlama sorunları nedeniyle hakkında
yeterli epidemiyolojik verilerin olmadığı bir hastalıktır.
•
Hastalık yeterince bilinmemekte, yeterince tanı almamakta ve
yeterince tedavi edilmemektedir.
•
Dünyada KOAH'lı hastaların ancak %25-40'ı, ülkemizde ise %
8.4'ü KOAH tanısı almaktadır.
•
KOAH en önemli ölüm nedenleri arasında, dünyada 4. sırada ve
Türkiye'de 3. sıradadır. Diğer önde gelen ölüm nedenlerinde
ciddi bir düşüş olmasına rağmen KOAH mortalitesinde %163'lük
bir artış görülmektedir.
•
2002 yılı verilerine göre KOAH dünyada en sık sakat bırakan
hastalıklar arasında 11. sırada yer alırken, 2030'da 5.
sırada yer alacağı ön görülmektedir.
•
Türkiye'de Bakanlığımız ile Başkent Üniversitesi
işbirliğinde yapılan 2004 Hastalık Yükü Çalışması
sonuçlarına göre KOAH prevalansı binde 10.2 olarak bulunmuş
olup ölüm nedenleri sıralamasında KOAH 3. sırada, hastalık
yükü (DALY) sıralamasında 8. sırada yer almaktadır.
Hastalık yükünü oluşturan sakatlık (YLD) yükünün önde gelen
nedenleri arasında ise erkelerde 6, kadınlarda 4. sırada yer
almaktadır. • BOLD çalışmasına göre dünyada 40 yaş üstü
yetişkinlerde KOAH prevalansı %20, Türkiye BOLD Adana pilot
çalışması sonucuna göre %19.1'dir.
Mortalite:
KOAH en önemli ölüm nedenleri arasında, dünyada 4. sırada ve
Türkiye'de 3. sıradadır. Son 30- 40 yılda KOAH'dan ölümler
giderek artmıştır. 1965-1998 yılları arasında ABD'de
erkeklerde; koroner arter hastalığından ölümler %59, inmeden
ölümler %64 ve diğer kardiyovasküler hastalıklardan ölümler
%35 azalmasına karşın, aynı dönemde KOAH'dan ölümler %163
artmıştır. KOAH'la ilişkili ölümlerdeki artışta, sigara içme
salgınındaki artış ve özellikle gelişmekte olan ülkelerde
toplumun yaş yapısındaki değişiminin büyük katkısı
bulunmaktadır. 2002 yılında dünyada 60 yaş üstü nüfusun
oranı %10 (629 milyon) iken, bu oranın 2020 yılında %20'ye
(2 milyar) ulaşacağı beklenmektedir.
KOAH genellikle yaşlıların ve sigara içen erkeklerin
hastalığı olarak algılanır. Oysa ABD'de 2000 yılında ilk kez
KOAH'dan ölen kadın sayısı, erkeklerin sayısını geçmiştir.
Bu durum, ABD'de kadınların sigara içme oranlarındaki
artışa, daha uzun yaşamalarına ve sonuçta KOAH gelişme
riskine daha fazla sahip olmalarına bağlanmaktadır.
Gelişmekte olan ülkelerde ise, KOAH'dan ölümler erkekler
arasında halen yüksektir. Çünkü KOAH
mortalite
eğilimi, sigara içme epidemisini 20-30 yıl ara ile
izlemektedir.
Prevalans:
1990-2001 yılları arasında yayınlanan toplum tabanlı 32
prevalans çalışmasının meta-analizinde, 40 yaş üstü
yetişkinlerde KOAH prevalansının %9-10 olduğu
bildirilmiştir. Son yıllarda yapılan iki uluslararası
çalışma, bu konuda daha güvenilir sonuçlar elde edilmesini
sağlamıştır. Bunlardan ilki, Güney Amerika'nın beş kentinde
yapılan PLATINO çalışmasıdır. Diğeri ise, BOLD girişimi
tarafından şimdiye kadar 18 ülkede yapılan çalışmalardır.
KOAH prevalansını ve hastalığın sosyal ve ekonomik yükünü
ölçmek amacıyla standart yöntemlerin kullanıldığı bu
çalışmalarda; sabit oran ölçütü (FEVı/FVC < %70)
kullanıldığında KOAH prevalansının %20'ler düzeyinde olduğu,
hastalığın yaş ve sigara içme yoğunluğu ile ilişkili olarak
arttığı, gelişmiş ülkelerde sigara içme yaygınlığı ile
ilişkili olarak erkek ve kadınlarda benzer prevalans
değerlerinin elde edildiği, gelişmekte olan ülkelerde ise
hastalığın erkeklerde daha yaygın olduğu gösterilmiştir.
Morbidite:
Morbidite
ile ilgili değerlendirmede geleneksel olarak; poliklinik
sayıları, acil servis başvuruları ve hastaneye yatış gibi
ölçütler kullanılmaktadır. Fakat morbiditeyi değerlendirmede
kullanılan ölçütler; hastane yatak sayısı, birinci-ikinci
basamak sağlık kuruluşları arasındaki sevk zinciri gibi dış
faktörlerden etkilenmeye eğilimli oldukları için,
mortalite
verilerinden daha az güvenilirdir. Son yıllarda DSÖ
tarafından morbiditeyi veya hastalık yükünü değerlendirmede
"Year of
healty
Life lost
due
to Disability" "(YLD)" ve "Disability Adjusted Life Years"
"(DALY)" ölçütleri kullanılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)verilerine
göre gerek sakatlık nedeniyle kaybedilen yıllar olarak
tanımlanan YLD, gerekse erken ölümler ve sakatlık nedeniyle
kaybedilen yılların toplamı olarak tanımlanan DALY açısından
KOAH 2004'de dünyada 13. sırada yer alırken, 2030'da
hastalığın yaygınlaşmasına paralel olarak 5. sıraya
yükselmesi beklenmektedir.
Türkiye'de KOAH Epidemiyolojisi:
Sigara içme alışkanlığı ve iç ortam hava kirliliği gibi risk
faktörlerinin oldukça yaygın olduğu ülkemizde KOAH için
yapılmış ülke çapındaki en önemli çalışma Bakanlığımız ile
Başkent Üniversitesi işbirliğinde yapılan 2004 Hastalık Yükü
Çalışmasıdır. Bu çalışmanın sonuçlarına göre KOAH insidansı
yüzbinde 72,7; prevalansı ise binde 10,2 olarak bulunmuştur.
KOAH tüm ölüm nedenleri arasında 3. sırada, hastalık yükü (DALY)
sıralamasında 8. sırada yer almaktadır. Hastalık yükünü
oluşturan sakatlık (YLD) yükünün önde gelen nedenleri
arasında ise erkelerde 6., kadınlarda 4. sırada yer
almaktadır.
Adana ilinde yapılan BOLD-Türkiye çalışması KOAH için
yapılan diğer önemli bir çalışma olup bu çalışmada 40 yaş
üstü yetişkinlerin %19,6'sında (erkeklerde %28 ve kadınlarda
%10,3) KOAH bulunduğunu göstermiştir.
Rutin kayıt sisteminde Aile Hekimliği Bilgi Sistemi (AHBS)
içerisinde Birinci basamak tanıları; Hastane Bilgi Sistemi
içerisinde de ikinci ve üçüncü basamak kayıt sistemindeki
tanılar ICD 10 koduna göre alınmaktadır ve KOAH kodları yer
almaktadır.
SEMPTOMLAR
Kronik öksürük, balgam çıkarma, nefes darlığı yakınmaları
olan ve/veya risk faktörlerine maruziyet öyküsü olanlarda
KOAH düşünülmelidir. Risk grubunda olmasına rağmen hasta
semptomatik olmayabilir veya semptomlarını doktora
başvuracak kadar önemsemeyebilir. Tanı mutlaka spirometrik
inceleme ile doğrulanmalıdır.
Hafif KOAH'da, olguların temel semptomları kronik öksürük ve
balgam çıkarmadır. Bu semptomlar, hava akımı kısıtlılığı
gelişiminden yıllar önce başlamış olabilir ve genellikle
hastalar tarafından önemsenmez. Bu durum genellikle sigara
içimine, yaşlanmaya ya da kondüsyon kaybına bağlanır. Orta
şiddette KOAH'da, hava akımı kısıtlılığı belirginleştiği
için hastalar sıklıkla günlük aktivitelerini etkileyen nefes
darlığından yakınır. Olgular, genellikle bu evrede
semptomlarının belirginleşmesi nedeniyle doktora başvurur ve
KOAH tanısı alır.
KOAH, pek çok komorbid durumun birlikte olduğu bir
hastalıktır. Komorbidite, KOAH'la doğrudan ilişkili olsun
veya olmasın, birlikte bulunan bir veya daha fazla hastalığı
tanımlar. Başlıca komorbid durumlar; özellikle hastalığın
ileri dönemlerinde daha belirgin olan iskelet kas
güçsüzlüğü, kaşeksi, kardiyovasküler sistem hastalıkları (iskemik
kalp hastalıkları, konjestif kalp yetersizliği, pulmoner
hipertansiyon) metabolik sendrom,
diabetes
mellitus, osteoporoz, akciğer kanseri, anemi, obstrüktif
uyku apne sendromu, depresyon ve glokomdur. Komorbid
hastalıklar, KOAH'ın şiddetini ve prognozunu olumsuz yönde
etkiler. Komorbid durumlar nedeni ile hastalığın çok yönlü
değerlendirilmesi ve hastalık yönetiminde komorbiditelerin
de göz önünde bulundurulması gerekir.
KOAH'ın en sık rastlanan komplikasyonları; pulmoner
hipertansiyon, kor
pulmonale,
solunum yetmezliği, pnömotoraks ve venöz trombo embolizmdir.
Bu nedenle komplikasyonlara özgü semptomlar da
sorgulanmalıdır.
Nefes darlığı
Nefes darlığı hastayı hekime götüren en önemli yakınmadır.
Hastalar nefes darlığını "tıkanma, hava açlığı, nefes almada
zorluk, çabuk yorulma, bacak yorgunluğu" gibi ifadelerle
tanımlayabilir.
Kronik Öksürük
KOAH'ın ilk semptomu sıklıkla kronik öksürük olup, hastalar
tarafından sigaraya bağlanır ve önemsenmez. Başlangıçta
öksürük aralıklı olabilir, ancak daha sonraları her gün ve
sıklıkla gün boyu olmaya başlar. Kronik öksürük sıklıkla
prodüktiftir.
Kronik Balgam Çıkarma
Balgam genellikle beyaz-gri, koyu kıvamlı ve yapışkandır.
Başka bir nedene bağlı olmaksızın birbirini izleyen en az
iki yıl, her yıl en az üç ay düzenli balgam çıkaran olgular
spirometrik incelemeleri normal ise klinik olarak kronik
bronşit kabul edilmelidir. Bol balgam, eşlik eden
bronşektazi ile de ilişkili olabilir.
Hışıltı veya Göğüste Sıkışma Hissi
Hışıltı ve göğüste sıkışma hissi, günler arasında ya da gün
içinde değişkenlik gösterebilen nonspesifık semptomlardır.
Bu semptomlar astım veya ağır-çok ağır KOAH'da daha sık
olmakla birlikte hafif KOAH'da da görülebilir.
Kırk yaş üzeri bir olguda bu bulgulardan herhangi birinin
varlığında KOAH düşünülmeli ve spirometrik inceleme
yapılmalıdır. Bu bulgular tek başına tanısal olmamakla
beraber, birden fazla bulgunun bir arada olması KOAH
olasılığını artırır. Kesin tanı için mutlaka spirometri
yapılmalıdır. |